UĞURLU PEMBE PANTER

UĞURLU PEMBE PANTER

Kırklareli-Karlık Mağarası, 25-27 Nisan 2025

Geziye Katılanlar: Anıl Alyanak, Beyza Adıgüzel, Osman Gürses, Recep Can Altınbağ, Furkan Aslan, Orhan Efe Gürbüz, İrem Canbazoğlu, Kadir Enes Göktekin, İrem Kapucuoğlu, Oğuzhan Altıntaş, Umut Nuri Erdoğan, Ali Yağız Demircan, Hüseyin Şimşek, Hakan Kestir, Tunahan Taçkın, Umutcan Atalay, Esra Nur Özdemir, Berke Alp İleri, Fatih Akbal, Deniz İnce, Semih Korkmaz, Sude Balım, Sena Balım, Ezgi Özgen, Emre Bal (25 kişi).

Öğlen saatlerinde başlayan gezi hazırlığı bitmiş herkes gelecek otobüsü merakla bekliyordu. Bu merak içinde bolca endişe barındıran çok yoğun bir histi. Elbette bu durumun arkasındaki en önemli etken, oldukça zorlu ve sıkıntılı geçen bir önceki Bozyazı gezimizdi. Birçok kişi acaba bu gezi hangi olaylarla karşılaşacağız diye bir önyargı içindeydi. Acaba bu gezi bu önyargıları kırabilecek miydi? Otobüs gelmiş ve bagajlar yüklenmiş, araca yerleşilmişti. Karlık mağarasına yakın bir zamanda gidildiği için su durumuna önceden plan yapıldı ve otobüs litrelerce su ile dolup taşmıştı. Kampa gidildiğinde suyun israf edilmemesi için önceden bir uyarı geçildi. Peki bu uyarıya dikkat edilecek miydi? Yolculuk bizim için artık minimal bir sorun olan trafik ile başlamıştı. Bu trafik akıllara acaba mola ne zaman sorusunu getirmişti. Trafik atlatıldıktan sonra ufak bir mola verildi.

Bu molada çok büyük bir sürprizle aramıza pembe panter katıldı. Molada verilen ufak bir kamp eğitimiyle birlikte pembe panter bizimle kampta takılabilecek ancak henüz SRT’si olmadığı için mağaraya girmeyecekti. Pembe panterin otobüse atlamasıyla devam eden yolculuk bizim alışmadığımız şekilde gayet yolunda gözüküyordu. Ekmek alınacak yere varılmış ve ekstra malzeme takviyesi yapılmış ve bu durum çok uyguna giderilmişti. Birkaç kişi bu şansı pembe pantere borçlu olduğumuzu söyledi. Bu fikir mantıklıydı ama gerçekten de bu pembe panterin şansı mıydı? Pembe panter çok sıkılgan bir tipti bu yüzden birçok kişi kendini pembe panteri mutlu etmeye adadı. Yol çok az kalmış kamp alanına en yakın köye girilmişti. Sıkıntısız yoldaki en büyük sorun burada ismini vermek istemeyen bir mağaracının şoförü yanlış yola sokması ile yaşanacak ve 20 dakikalık bir aksaklığa neden olacaktı. Peki o şans getiren pembe panter bu durumda nerdeydi? O sırada fark edildi ki pembe panter sıkılmış ve ufak bi uykuya dalmıştı. Teoride pembe panterin şansı hala devam ediyordu ama artık bir grup pembe pantere inanmıyordu. Pembe panter sebebiyle iki grup birbiriyle tartışırken kampa varılmıştı. Malzemeler inmiş çadırlar kurulmaya başlanmıştı. Kurulum bittikten sonra pembe panter kimle kalacak diye bir soru soruldu ama cevabı oldukça basitti elbette pembe panteri en çok eğlendiren ben ve Umutcan’la. Saat geçti ve yarın sabaha bizi mağara bekliyordu bundan dolayı kurulum bittiği gibi yatıldı.

Cumartesi

Normalde oldukça soğuk ve rüzgarlı geçmesi gereken gece oldukça sakindi. Uyanıldığında fark edildi ki rüzgar türbinleri dönmüyordu bile. Bu bizim alıştığımız kötü havalara benzemiyordu. Bunun büyük bir sebebi uğurlu pembe panterdi. Sabah döşemeye gidecek ekibe kahvaltı hazırlandı ve onlara mağaraya kadar eşlik edildi. Döşeme ekibi işini yaparken artık kamptakilerin sorumluluğu da pembe panterin tüm gün sıkılmamasını sağlamaktı. Akla birçok fikir geliyordu ama biz karar verene kadar belli ki pembe panter sıkılıcaktı.

Ufak yağmur bulutları da bizim tarafa doğru geliyordu. Bundan dolayı önce tente kurulumuna geçildi. O sırada bize zaman kazandırmak için pembe pantere kamp alanında bulunan çeşit çeşit çiçeklerden bir demet yapılmıştı. Uzunca bir kurulum girişimi sürdü ve pembe panter için yapılacak şeyler biraz sarktı. Kısa ama etkili bir yağmurdan sonra pembe panter için planlar yapıldı. Bir ekip ıskarta iplerle salıncak, diğer ekip de hamak yapacaktı. Bunlar tamamlandığında pembe panter gayet memnun görünüyordu. Gezi sonuna kadar eğlenmesi için yeteri kadar uğraşı vardı. Belli ki bu gezinin sonrası oldukça rahat geçecekti.

Döşeme sorunsuz bitmişti ve ekipler mağaraya girmeye başlayacaktı. Mağaranın döşemesi iki girişli ve çıkışlı şeklinde döşenmiş dolayısıyla aynı anda iki ekip mağaraya girebiliyordu. Bilinene göre mağara tabanında oldukça kalın kar tabakası varmış. Peki ama böyle güzel bir havada nasıl olur da kar erimez? Mağaraya doğru ekipler yola çıktı ve şu fark edildi ki dışarda hiç rüzgar esintisi bile yokken mağara dibindeki rüzgar türbini mağaraya bakacak bir şekilde dönüyordu. Acaba bu rüzgar türbinleri karlık mağarasındaki buzlar için miydi? Bu gizem daha sonra rüzgar türbinleri ile alakalı keşfedilecek bir bilgi ile giderilecekti. Mağaraya ekipler giriyor, çok zaman almadan çıkıyorlardı çünkü mağara kısa ama gayet yeterli bir mağaraydı. Mağaradan çıkan her ekip içerde sizi bir sürpriz bekliyor diyerek çıkıyor ve hiçbir ipucu vermiyordu. Bu duruma mağaraya inildiğinde çok küçük bir daralın yanında bulunan bir odadaki eşyalar sebep olmuştu. Odada inanılmaz malzemeler vardı. Bu malzemelerin buraya taşınmış olması büyük bir gizemdi. Karlık’da ne kadar çok da gizem vardı? Ne kadar çok da soru soruluyordu asıl?

Gittikçe mağaraya girmemiş insan sayısı azalırken bir şey fark edildi, bu rüzgar türbinleri hep aynı yöne bakmıyordu sanki saatler önce mağaraya bakan rüzgar türbini artık arkasını dönmüştü. Ama nasıl yani bunlar hep aynı yöne bakması için kurulmuyor muydu? Düşününce her yöne 360 derece dönebilmesi çok mantıklıydı ama akla ilk gelen o değildi. Aslında kampta birçok kişi bunu biliyor da biz yeni fark ettik gibi düşünüldü. Bu sebeple bu bilgi sadece belli bir kesim tarafından sessizce tartışıldı. Başka bilmeyenler var mı diye tahminler ortaya atıldı. Ateş başı muhabbetinde ağızlardan laf arandı ki aslında kimse bunun farkında değilmiş. Bu oldukça garipti, aramızdan makineciden uçak mühendisine kadar insan var ama bir kişi bile çıkıp ben bunu aslında biliyordum siz nasıl yeni fark ettiniz demedi. Hava karardı, shiftler mağaradan çıktı ve toplama başladı. Toplama ekibi gelene kadar ufak bir tatlı telaşı başladı. Karlık mağarasının tamamen toplanması ve ekibin kampa dönmesiyle heyecanla herkes tatlıyı beklemeye başladı. Çay, kahve ve yanına iyi bir tatlı ile ateş başında tatlı tatlı muhabbetler edildi. Bu muhabbetler sırasında fark edildi ki kamp alanımıza yakın olan Dupnisa Mağarası’nın diğer ucunun Bulgaristan sınırları içinde olduğunu birçok insan bilmiyormuş. Bu önemli bilgi artık insanlara aktarılmış oldu. En sonunda yorgun olan insanlar parça parça çadırlarına geçti ve o gün de öylece bitmiş oldu.

Pazar Sabah erkenden başlayan toparlanma telaşı ve ufak karın gurultularıyla insanlar çadırlarından çıktı. O an herkes farkında değildi ama yemek çadırına bakıldı ki su tasarruf tedbirlerimiz işe yaramış ve bolca su kalmıştı. Kampta bir su harcama telaşı oluştu artık istedikleri gibi suyu kullanabileceklerdi. Tam o sırada sular bi anda azaldı yalnızca birkaç bidon kalmıştı. Ama bu nasıl olabilirdi insanlar orada yalnızca suyu içmek için kullanmışdı. Bunu sadece tek bir kişi yapmış olmalıydı. Tam o anda gizlice diş fırçalayan biri fark edildi, bu Recep’di. Ama Recep bir diş fırçalama için bu kadar su harcayamazdı. Sonradan bu duruma tanık olan insanlardan toplanılan bilgiye göre oldukça titiz olduğunu yeni öğrendiğimiz Recep bir bidonu sadece fırçasını temizlemek için iki bidonu da gargara için kullanmış olmalıydı. Bu durumdan alınacak bir ders olmalıydı o da Recep’in tasarruflu şekilde günde iki kez diş fırçalaması. Tam Recep 3 bidon ile dişini fırçalarken o sırada kamptan gideceğimizden dolayı uğurlu pembe panterin canı çok sıkılmış olmalıydı ki bi anda rüzgar bastırdı. Bu yoğun rüzgar anında otobüsümüz geldi ve bi yandan rüzgarla mücadele ederken bi yandan da malzemeleri araca götürmeye başlamıştık. Rüzgar öyle etkiliydi ki malzeme yüklenirken Ezgi’nin uçtuğuna şahit olanlar bile varmış. Yükleme bittikten sonra arkamıza rüzgarı alarak Karlığa veda ettik. Bize bu gezide eşlik eden pembe panter çok memnun görüyordu. Acaba bir sonraki geziye katılacak mıydı? Bu da başka bir gezinin konusu.

MAĞARA EKİPLERİ

26 Nisan Cumartesi

Döşeme Ekibi (Anıl Alyanak, Umut Nuri Erdoğan, Oğuzhan Altıntaş, İrem Canbazoğlu)

Kamptan Çıkış:09.00  Kurtarma Saati: 17.00    Kampa Dönüş:   14.00   

1.Ekip (İrem Kapucuoğlu, Fatih Akbal, Orhan Efe Gürbüz, Beyza Adıgüzel, Umutcan Atalay)

Kamptan Çıkış: 13.10   Kurtarma Saati: 20.00    Kampa Dönüş:17.00 Orhan,Beyza,Umutcan

                                                                                         20.30  Fatih, İrem K.

2.Ekip (Recep Can Altınbağ, Ezgi Özgen, Berke Alp İleri, Kadir Enes Göktekin)

Kamptan Çıkış: 13.10   Kurtarma Saati: 20.00     Kampa Dönüş: 17.00  Berke,Kadir

                                                                                                                   Hakan,Recep   

                                                                                                        20.05  Ezgi

3.Ekip (Fatih Akbal, Ezgi Özgen, Furkan Aslan, Deniz İnce, Emre Bal)

Kamptan Çıkış: 17.22   Kurtarma Saati: 23.59     Kampa Dönüş:  20.00

4.Ekip (İrem Kapucuoğlu, Anıl Alyanak, Ali Yağız Demircan, Esra Nur Özdemir, Sude Balım)

Kamptan Çıkış: 17.22   Kurtarma Saati: 23.59     Kampa Dönüş:  20.30

Toplama Ekibi (Oğuzhan Altıntaş, Hüseyin Şimşek, Osman Gürses, Tunahan Taçkın, Semih Korkmaz, Sena Balım)

Kamptan Çıkış: 20.27   Kurtarma Saati: 03.00     Kampa Dönüş:  23.00.

Yazan: Ali Yağız Demircan

Düzenleyen: Alper Asım Ak

Leave a Comment